Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ile dayanışma! İşçilerin ve gençlerin kendi partisine ihtiyacı var

Paylaş

Boğaziçi Üniversitesi’nde neler oluyor?

Ocak 2021’den beri Boğaziçi Üniversitesi’nde eylem hareketleri sürüyor.  Öğrenciler ve onları destekleyen öğretim görevlileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, AKP’li Melih Bulu’nun üniversite başkanlığına rektör olarak atanmasını karşı direniyor.

Boğaziçi Üniversitesine rektör atama tercihinin sebebi, bu üniversitede güçlü bir solcu öğrenci topluluğunun olmasıdır. Bir süredir AKP iktidarının hedefinde olan öğrenciler, 2018’de Suriye’deki Kürtlere yönelik TSK harekatına karşı eylemde bulunmuştular. Üniversiteye AKP’den bir rektör yerleştirmek, Erdoğan’ın olası her tür protesto üzerinde kontrol sahibi olmak istediğini kanıtlıyor.

Bu antidemokratik tutum, HDP’li belediye başkanlarını görevden alıp onların yerine kayyum atamalarını hatırlatıyor.  Ayrıca bu politika,  2016’dan beri binlerce memur ve akademisyenin KHK ile görevden alınmasının devamıdır.

Baskı ve bölünme!

Bu protesto hareketlerine (yani Melih Bulu’nun atanmasına karşı düzenlenen eylem ve gösterilere) katılan tüm öğrenciler, evlerinde gece operasyonları ile tutuklandılar.  Baskı karşısında demokrasiyi savundukları için saldırıya uğradılar.  Bugün bile üniversite keskin nişancılarla çevrili, ve protesto eden öğrencilere karşı “anti-terör” baskıları yapılıyor!

Yakın zamanda, protesto eylemlerinin bir parçası olarak, dört öğrenci Mekke Üniversitesi’ne LGBT bayrağıyla kaplı bir tablo astı. AKP, öğrencileri “sapkınlık”, “nefrete tahrik” ile suçlayıp tutuklattırdı. AKP hükümeti, protestolara son vermek, kamuoyunda bu öğrencilere yönelik nefreti beslemek, ve LGBTlilere hakaret etmek için her türlü yolu kullanıyor.

Ülkede öğrencilerle dayanışma büyürken, polis en son eylemlerde 159 kişiyi tutukladı. 

Erdoğan ve AKP’nin korkusu, otoriterliğine karşı bu protestoların büyümesidir. Çünkü ülkede sosyal durum gittikçe kötüye gidiyor ; işsizlik resmi rakamlarda yüzde 15’in üzerinde (gerçek enflasyonun yüzde 30’un üzerinde olduğu tahmin ediliyor) ve nüfusun yaşam standardı keskin bir şekilde gün ve gün düşüyor. Yüzlerce madencinin maaşlarını artırmak için Kayseri Develi’ye yürüyüşü, toplumsal hoşnutsuzluğun başka bir örneği. Öğrenciler, üretim ve dağıtımdaki rolü nedeniyle toplumdaki tek devrimci güç olan işçi sınıfı ile birleşmelidir.

Kitlesel bir işçi partinin eksikliği …

Öğrenciler, eylemlerin başından beri Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekilleri tarafından desteklendi. 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi ise, AKP’ye en büyük muhalefet partisi olarak yetersizliğini gösterdi.  Nitekim milletvekillerinin, temsilcilerinin, sözcülerinin çoğunluğunun hiçbiri Boğaziçili öğrencilerinin AKP’ye karşı protesto hareketlerinde destek verme zahmetine girmedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, LGBT öğrencilerine sanat eserleri hakkında tweet atarak bunu “alçak bir provokasyon”, “insanlığın kutsal değerlerine saldırı” olarak nitelendirdi.  CHP, Erdoğan rejimini destekleme rolünü oynamaya devam ediyor, ve Türkiyeli öğrenciler ve işçiler için hiç bir umut oluşturmuyor!

Bu saldırılar, bir kitlesel işçi partisi kurma gereğini gösteriyor.  Türkiye solunun sosyalizmi inşa etmek ve işçilerin, öğrencilerin, ezilen azınlıkların (Kürtler, Alevi, LGBT vs.) hakları için direnmek için bu siyasi boşluğu doldurma zamanı gelmiştir. HDP de bu sürecin bir parçası olmalı.

Erdoğan’ın sermaye yanlısı politikaları bir bütündür. Hem işçi sınıfını hem de gençleri hedef almakta. İşçiler canı pahasına çalışırken, toplumdaki bir azınlık olan kapitalistler servetlerine servet katıyor. Bugünün öğrencileri,  yarının işçileridir! İşçiler/emekçiler ve öğrenciler birbirimizi desteklemeli ve sosyalizm için, otoriter rejimlere karşı, kapitalizme karşı birlikte direnmelidir!

 Bu saldırılara karşı, İşçilerin Enternasyoneli için komitesi (CWİ), Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini ve emekçilerini yoldaşça destekliyor.

Dilan Kafkas

  • Melih Bulu derhal istifa etmeli! Gözaltına alınanlar serbest bırakılsın!
  • Üniversiteler, çalışanlar ve öğrenciler tarafından demokratik komiteler aracığılıyla yönetilmeli
  • Öğrenciler ve gençler, sendikalar ve işçi sınıfıyla birleşmeli ve Erdoğan’a karşı sosyalist programa dayanan kitlesel bir mücadele örmeli.
  • Kapitalist partilere güven olmaz! İşçilerin ve gençlerin kendi öz örgütlerine ve kendi kitlesel partisine ihtiyacı var
  • Yoksulluğa, baskıya ve kapitalist krize karşı sosyalizm için mücadele et

Eğer bu yazıda yazılanlara katılıyorsanız, bize ulaşın ve İşçilerin Enternasyoneli için Komitesine (CWİ) üye olun.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.